AKTAŞ KÖYÜNE
Methin eylediğim Arapgir köyü,
Menendi bulunmaz güzeldir huyu,
Yiğittir insan temizdir soyu,
Cesurdur bükülmez kolu Aktaşın.
Yedi çeşmesi var coşup akıyor,
Dağlarında lale sümbül kokuyor,
Bahçelerde bülbülleri şakıyor,
Kokar burcu burcu gülü Aktaşın.
Suları gelmiştir Modan dağından,
İki dere akar solu sağından,
Doyum olmaz peynir ile yağından,
Öğülmeye değer balı Aktaşın.
İnşallah hükümet bir kanal yapar.
Kırkgözün suyu da bu köye akar,
Her tarafı köylü meyvelik yapar,
Tükenmez elması narı Aktaşın.
Telefon yapıldı haber gelmiyor,
Bunun sebebini kimse sormuyor,
Heyetimiz alakadar olmuyor,
Acep ne olacak hali Aktaşın. Her tarafı bağ ve bahçe yaptılar,
Türlü meyve fidanları diktiler,
Gelen geçen imrenerek baktılar,
Hoş olmuş yamacı, beli Aktaş’ın.
Bu köye gelenler hep memnun kaldı,
Gelen dönmemeye tam karar kıldı,
Arif olan insan anladı bildi,
Her yanı iyilik dolu Aktaş’ın.
Allah razı olsun kim sebep oldu ?
Baktılar her taraf ağaçsız kaldı,
Keçi denen zararlıyı kaldırdı,
Koyun ile kuzu gülü Aktaş’ın.
Köyün ortasından bir arık akar,
Temiz tutulmadığından pis kokar,
Elbet birgün köylü burayı yapar,
Cebine girerse eli Aktaş’ın.
Ne kadar gezsem de tarif edemem,
Bundan fazla ileriye gidemem,
Ben bu elden başka yerde edemem,
Her tarafa gider yolu Aktaş’ın.
Gelsin bunu okusunlar, görsünler,
Yazandan Hak razı olsun desinler,
Bazı kederlenip bazı gülsünler,
Her zaman böyledir hali Aktaş’ın.
.
Abuzer DERİN (1973)
|
GARDAŞIM
Niçin bizi yarı yolda bıraktın,
Anlaşmamız böylemiydi gardaşım.
Yürekleri ateşlerde kavurdun,
Sessizce ayrılıp gittin gardaşım.
Daha gencecikti, hayat doluydun,
Dostların her zaman eli koluydun,
Yüzünde tebessüm neşe yoluydun,
Soldun bir gül gibi, gittin gardaşım.
Yetimler bıraktın, dünya yüzünde,
Namert değil idin merttin sözünde,
Cennet mekân yerin Hakk’ın gözünde,
Acıyla yoğrulup gittin gardaşım.
Daha erken değimliydi ayrılık,
Bitecekti bir gün sıkıntı, darlık,
Olacaktı günlerin hep aydınlık,
Karanlığı tercih ettin gardaşım.
Bulutların gözyaşları sel oldu,
Dualarım önün sıra yol oldu,
Dört bir yanın meleklerle doluydu,
Toprağın bağrına düştün gardaşım,
Ebedi yurduna göçtün gardaşım.
Kenan TÜMER
***
ŞİİR
Dinle kardeş arz edeyim durumu;
Kimseye benzemez halimiz bizim.
Ben söyleyim, sen kendin yap yorumu;
Hepten kurumuştur dalımız bizim…
Bir zamanlar suyu coşkun akardı,
Değirmen döndürür, bentler yıkardı,
Çobanlar gölünde koyun yıkardı,
Gayri kurumuştur selimiz bizim…
Ne çoban türküsü duyulur olmuş,
Ne koyun-kuzular yayılır olmuş,
Sağlam kalan evler sayılır olmuş,
Yolu keser olmuş çalımız bizim…
Senede üç-beş gün kalır döneriz,
Yıla yeter gamı alır döneriz,
Gün olur düzelir sanır döneriz,
Dokunmaya gelmez telimiz bizim…
Açılmadan soldu gonca gülümüz,
Neyleyelim sarpa düştü yolumuz,
Gayrı kırık kanadımız kolumuz,
Tat vermiyor artık balımız bizim…
İbrahim nafile derdini dökme,
Gam deryası dolmaz boşuna akma,
Gönül hak evidir, sen, sen ol yıkma,
Üflesen tutuşur külümüz bizim…
..............................İBRAHİM SAYIN
PERİŞAN
Dağlara boyanır sabah güneşi
Kızıllığı vurur sultan sekiye
Kırk gözün suyuda gelir gocuya
Kanalı bozukta çeşme perişan
Haziran ayında çiçekler açar
Bağlarda bellenir nergizler solar
Yama puarın suyu ciğeri dağlar
Koyunlar meleşir kuzu perişan
Damağı vakti haziran birdir,
Koyunlar yıkanır kuzular kirdir,
Kertten tutulunca oda bir zevktir,
Yüzme bilmeyenin
hali perişan.
Damağı dediğin derin bir göldür,
Belleğin deresi serin bir göldür,
Karhağın düzünde pındam yükselir,
Görmeyen garibin hali perişan.
Çok yorgundum oturdum ben gölgeye,
Saat biri bekledim gelir mi diye,
Sıcaklık yükseldi kırk dereceye,
Damağa daldım sular perişan.
Mehmet bir gariptir yolu alişan,
Yalancı dünyada çokta perişan,
Enginlere çökmüş ayyaş bir duman,
Şirin göl dağının hali perişan.
Mehmet ÇELENAY
4-4-1986
CAN AKTAŞ KÖYÜM Senden ilham alıp eşin yok diyen
Ağızlar içinde dil Aktaş köyüm
Gönlümüzü coşku ile süsleyen
Gönül bahçemizde gül Aktaş Köyüm
Miski-amber kokar saylar,yazılar
Kuşlar başka öter meler kuzular,
Dertlere dermandır, dağdaki sular
Gür sesli dereler, sel Aktaş Köyüm
Umutlar tomurcuk ve ince ince
Yeni bir gün için haydi deyince
Yürekler birleşip kuvvetlenince
Sarp dağlar yiğide yol Aktaş köyüm
Varlığınla mutluluklar sağlanır
Ayrılıkta ne yürekler dağlanır
Sevenler hep gönül verip bağlanır
Cennet köşelerin bol Aktaş Köyüm
Kenan Tümer Göl Dağının ardını
İçinde sır kalsın, sakla derdini
Besle büyüt, delikanlı, merdini
Serhat boylarına sal Aktaş Köyüm
............. Mülazımın Kenan TÜMER
BİZİM KÖY
Geçen günler vardım,sızladı içim
Bizim köyün eski hali yok gayri.
Ne idi günahın,ne idi suçun,
Bizim köyün eski hali yok gayri
Evlere girilmez çoğu yıkılmıs
Kalanında saçakları dökülmüş,
Çeşmelerin suyu bile çekilmiş,
Bizim köyün eski hali yok gayri.
Üç iğdemiz vardı, tek tek kurudu,
Kurudukça ciğerlerim eridi,
Düğünümüz, bayramımız var idi,
Bizim köyün eski hali yok gayri
Hayali gözümde yok olup gider,
Düşünürüm saçım dökülür gider,
Babadan kalma ev yıkılıp gider,
Bizim köyün eski hali yok gayri
Merasında koyunumu güderdim,
Kavalım çaldıkça biterdi derdim,
Anamın ardından suya giderdim,
Bizim köyün eski hali yok gayri.
.......................Asik HIMMETI
UÇUN KUSLAR
Uçun kuşlar uçun doğduğum yere,
Şimdi dağlarında mor sümbül vardır
Ormanlar koynunda bir serin dere,
Dikenler içinde sarı gül vardır.
Uçun kuşlar uçun burada vefa yok,
Öyle akarsular öyle hava yok,
Feryadıma karşı aksi seda yok,
Bu yangın yerinde soğuk kül vardır.
...................Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI
ÖZLEDİM
İçerimde kaynar oldu pınarlar
Toprağında uyuduğum tarlalar
Taşlarına güvercinler konarlar
Aktaşımın kuşlarını özledim
Bu hislerimin çocukluktan beridir
Beni içten yakar, içten eritir
Dedemin, atamın doğum yeridir
Aktaşımın taşlarını özledim
Yıllar oldu ben köyüme hasretim
Hayallerim yetim, hallerim yetim
Yeniden görmekti benim niyetim
Şu gönlümün eşlerini özledim
Kenan Tümer bu güzellik nerede var
Göğü berrak yıldızları parıldar
Köpük köpük akar Canşer den sular
Aktaşımın sularını özledim
...............Mülazımın Kenan TÜMER
OLSAYDI
Gurbete gelmişim yaşım oniki,
Anlatsam başıma ne gelmediki,
Dostlar hatırımı sorardı belki,
Sırtımda yeni bir kürküm olsaydı.
Boğazımda düğüm yaşlı gözlerim,
Arayıp da sormayana sözlerim,
Bulunmaz derdine derman bizlerin,
Bulamazdı Lokman Hekim olsaydı.
Bu ömür sensiz söyle geçer mi?
Seneler yıllar yalnız biter mi ?
Ağlasam sızlasam yalnız biter mi?
Gitmezdi kalbinde yerim olsaydı.
Ağardı saçlarım ihtiyarladım,
Aradım Gocu'ya yol bulamadım,
Çiçek oldum arıya bal olamadım,
Verirdim arıya özüm olsaydı.
Kuşçu insanlara umut bağlama,
Tatlı dile güler yüze inanma,
Divane ol deli ol gururlanma,
Sonu toprak dünya benim olsaydı.
.......................Mehmet KUŞÇU
NE GÜZELDİ
Anlatırdı Mehmet dayı hep bana,
Ayağın çarıklı, urbam yamalı
Öküzle giderdik biz hep harmana
Çile yollarının bizdik hamalı.
Anam su taşırdı, çaydan dereden,
Çalı çırpı toplar üç günlük yoldan.
Bir lokma ekmekten , kuru soğandan
Daha da önemli, mutluluk vardı.
Para değil, varlık değil güç değil,
Sürüyle, hayvanlar, binalar değil
Kendi aç yatardı , komşu aç değil
Acı ile yoğrulmuş merhamet vardı.
Kenan Tümer biz hazıra konmuşuz.
Dalımız kurumuş, gazel olmuşuz
Kendi kendimize düşman bilmişiz.
Halbuki yürekte hep sevgi vardı.
Mülazımın Kenan Tümer
DÜNYA DÜZENİ
Kimisi anasız kimi analı
Kimi yeni giyer kimi yamalı
Kimisi paralı olmaz oralı
İşte böyle bu dünyanın düzeni
Kiminin eşi yok kiminin aşı
Kimisi akıtır gözünden yaşı
Dünyada yaşamak uzun bir koşu
İşte böyle bu dünyanın düzeni
Kimi arar sevdiğini bulamaz
Kimi bulur kıymetini bilemez
Uzun yıllar yaşar bir tat alamaz
İşte böyle bu dünyanın düzeni
Kimi et alamaz kimi araba
Kimisi parayı verir şaraba
Terketmiş sılayı kalmış arada
İşte böyle bu dünyanın düzeni
Kuşları ötüşür bülbüller şakır
Suları akıyor hep şırıl şırıl
Halil der ki gezdim gördüm konuştum
Her yerde böyledir dünya düzeni
HALİL TÜMER
SÖYLE FELEK SÖYLE
Kor ettin felek harlama gayrı
Yaş doldu gözümde derman kalmadı
Kuruyan pınarım daha akar mı
Söyle felek söyle de hadi söyle
Hasretlik şarabın iç yudum yudum
Yarım kalan düşümde sendin dostum
Muhabbet kulpundan tutamaz oldum
Söyle felek söyle de hadi söyle
Dağları yırtıp ta vardım sılama
Umduğum köyümde çıkmaz karşıma
Kimi torpakta yatar kimi yatakta
Söyle felek söyle de hadi söyle
Gurbet elde kaldım yine elinen
Yürek kebap oldu hasretliğinen
Pazarlık olur mu felek seninen
Söyle felek söyle de hadi söyle
Evvel bizim köyde adam çoğudu
Bağın bahçan böyle ıssız olmuydu
Şimdi bizim köye böyle ne oldu
Söyle felek söyle de hadi söyle
Gayrı merhem getirme yaram sarmaya
Şirin köyüm peg ile dolduktan sonra
Aşağı saydakı yolun şimdi hanıya
Söyle felek söyle de hadi söyle
Aktaşi feleğe sızlanma böyle
Gözyaşım dönüştü nisan seline
Ne zaman dönecek çarğın tersine
Söyle felek söyle de hadi söyle
Zekeriya ŞAFAK
|
AKTAŞ’A ÖZLEM
Kader mi, yazı mı, talih mi adı,
Çoğu viran olmuş bahçesi bağı,
Ekmeği, meyvesi her türlü tadı,
Gurbette bulur mu bulsa neyleyim.
Bedduamı aldın göçüp gidenden,
Senin için türkü yaktık derinden,
Bahandan pirhoştan ve dişterikten
Solup giden güzelliği neyleyim.
Yosun tutmuş derelerin akmıyor,
Bahçe viran artık bülbül ötmüyor,
Piyamının bayırda ot bitmiyor,
Fıstıkların kuruyormuş neyleyim.
Hani koyun kuzu sürüler nerde,
Akşamları hoş olurdu derede,
Yazlaklarda,yazılarda her yerde,
Hayallerim hep tükenmiş neyleyim.
Ayrılık sebebi nedir bilmedim,
Havasını,kokusunu almadım,
Bilmem kaç yıl oldu köyü görmedim,
Sılamı göremem artık neyleyim.
CİHAN SAYMAN (2002)
AKTAŞ AVCILARI
Yeşerdi mi Aktaş köyü yaylası ?
Başladı mı sökün keklik dalgası ?
Dağını, taşını özleyeceğiz,
Avcıya rastgele av diyeceğiz.
Yeni yetme genç avcılar çoğaldı,
Dağlarda, bayırda keklik kalmadı.
Bağacak'ta, Korveli'de,Gamo'da,
Av bırakmadılar yerde havada. Avcıların piri İlyas DERİN 'di,
Suları çok soğuk, yeri serindi.
Çıkarsa evinden daha gelmez miş,
İki gündüz,iki gece gezermiş. Taze karlar yağar ayaz olursa,
Tavşanın izleri karda kalırsa,
Ahmet EMEK, Ali SAĞLAM çıkmalı,
Bu kış üç beş tane tavşan almalı. Zekeriya SAĞER süper pozeyle,
Tavşanı vurduysa bir selam söyle,
Biz kalktık derlerki o boş gelmez miş,
Avını görürse hiç affetmez miş. Veteriner İBRAHİM,Serdar SAYMAN 'ı
Bir nesil yetişti onlar hayranı,
Attılar, vurdular gözümle gördüm,
Söylenen methiye az bile dedim. Çöl İSMAİL ‘Haymeceye' gidiyor,
Gözüme bakmazsa ben vurmam diyor,
Ufak ufak gezer heycanlanmadan,
Kurşun atmaz imiş avı durmadan. Yanık MEHMET Arapgir'li oldu mu?
Aktaş avcıları onsuz kaldı mı?
Avını görürse heycan dorukta,
Anlatıyor o sahneyi bir hafta. HAKİKİ , tavşanı havada vurmuş,
Tavşan bir yumulup yere yığılmış.
Allah şahidimdir böyle anlattı,
Avcılar gülmekten yerlere yattı. Eyup SAYMAN avlak yapmış gelmiyor,
Akşam sabah orada çay demliyor.
Vurmak değil adam tutmak istermiş,
Buda bir merakmış öyle söylemiş. Mustafa DERİN'i,Ahmet SAYIN'ı ,
Dolaştılar dağı, taşı, bayırı.
Nazara mı tutuldular bilemem,
Birkaç gündür bunlarda av göremem. AYHAN'la MUHAMMET çıkarsa ava,
Tavşan yemek için ızgara-tava,
Alırlar yanına tuzu biberi,
Kızarmış şu budu ver hele beri. Ogün TÜMER asker olmuş gelemez,
Bir kütüklük hartuç alıp gezemez,
Üzülme kardeşim bu günler geçer,
Tavşanın anlında kurşun gül açar. Yaz burnunda heycan vardır bu günler,
Keklikler coşmuşta türküler söyler,
Bize ahh çektirir gurbet acısı
Şansın açık olsun AKTAŞ AVCISI.
Ş.A Mart-1991 Konya
ARIYORUM Bir dost arıyorum...
Tüm sırlarımı bilecek,
Ekmeğimi,aşımı paylaşacak,
Ebediyyen benimle kalacak
Bir dost arıyorum...
Beni hâkir görecek
Bir dost arıyorum...
Acınacak günlerimde bana acıyacak,
Merhametle yaklaşacak
Bir dost arıyorum...
Dostluktan öte... Mülazımın Kenan TÜMER
SERÇE Her sabah pencereme konuyorsun.
O muhteşem sesin büyülüyor beni
İnci gibi gözlerin
Hayata bağlıyor beni.
Her zaman, bahar olsun istiyorsun.
Sevmiyosun kara kışı.
Dağ, bayır, ova senin,
Uç uçabildiğin kadar,
Özgürsün.
Kafeste, tutsak olmaya değil,
Daldan dala konarak uçmaya layıksın sen.
Mülazım Kenan TÜMER
TÜRK GENÇLİĞİ
İnsan var olalı ilk günden beri
Kahramandır Türk gençliği dünyada
Tarif edilmez, yüreği, gücü
Bir başkadır Türk gençliği dünyada Akıl ile, fikir ile, öz ile
Zihin ile, izan ile göz ile
Ateş ile, duman ile, köz ile
Kahramandır, Türk gençliği dünyada. Saygı ile, sevgi ile, can ile,
Vicdan ile, şeref ile, şan ile,
Damarda ki asil kan ile,
Kahramandır, Türk gençliği dünyada. Kenan Tümer, Türk'ün gücü bitmesin,
Bozkırlar yeşersin, dağlar şenlensin,
Çelik yüreklerde bu aşk sönmesin,
Hep yaşasın Türk gençliği dünyada
Mülazım Kenan TÜMER
KÖYÜM
Köyün adı aktaş gocu
Uzun yıllar çektim acı
Oradadır kardeş bacı
Benim köyüm güzel köyüm
Köyümün ovası yeşil
Kuzular orda meleşir
Kekelik dağlarda ötüşür
Benim köyüm yeşil köyüm
Ben köyüme gideceğim
Arpa buğday dereceğim
Bostan üzüm yiyeceğim
Benim köyüm yeşil köyüm
Çok özledim ben sılayı
Otuzbeş yıl kaldım ayrı
Özlemişim gidem gayri
Benim köyüm güzel köyüm
HALİL TÜMER
ŞİRİN AKTAŞIM
Gubetin adına İzmir demişler
Anayı babayı köye koyup gitmişler
Evini barkını pege çevirmişler
Gurbetten gelde köyünü gör hele
İlkbaharda vardım yine köyüme,
Her yanın nergis kokusu şirin aktaşım,
Evlerin dönmüş harman yerine,
Peglerine hasret kaldım canım aktaşım.
Merkebe binipte gidersin bağa,
Ey yiğit köylüm bereketli ola,
Yollar sessiz kimsesiz hayrola,
Yoksa gurbeti mesken mi bellemişler,
Figan etme bülbül gene gönlüm dağlanır,
Hani nerde sığırlarımız nerde yayılır,
Vallah göremedim sığırlarımızı saylarında,
Yoksa saylarında baykuşlarımı öter.
Karapınarın dolmanın suyunu içtim,
Ortaçata çıkıp köyü seyreyledim,
Savuk hocaya adım yazıp
damağada çimdim,
İğdelerden çıkta köylüm gel hele,
Seni sordum esen hazan yeline,
Bir baharın seherinde varam köyüne,
Gidem köprü başına balık yemeye,
Hasretim pamukluna, karatepene, canşerine,
Elde orak ekin derer altmışlık nene,
Bir demlik çay yaptım kim gelede içe,
Köyümün eski muhtarı şimdi nerede,
Yoksa bir yaprak misali göçmü eylediler,
Özlemişim düğününü bayramını şenliğini,
Dağlardaki mis kokulu kekiğini,
Kış mevsiminde tavşanını kekliğini çevirmeyi,
Sevilmezmi balı yoğurdu pekmezi,
Al renkli
çayda yine seni gördüm,
Karamağaranda belleğinde ömür tükettim,
Tarhanandan bastığından doya doya yedim,
Gurbet zincirini kıramadım anam babam gel hele.
Aşık aktaşi: ZEKERİYA ŞAFAK
ANAYA MEKTUP
Bu SAMSUN elinde garip kimseyim
Benim senden başka kimim var anam?
Sevincim, güvencim. benim her şeyim
Senin dilindeki dualar anam.
Kimsesiz yaşamak doğrusu çok zor,
Her günüm gönlüme bir yeni dert kor,
Fakülte açmıyor, şehir çekmiyor,
Bana yaramadı bu diyar anam.
Akşam olur, gelir garip odama,
Türküler söylerim dayanır cama.
Bu mevsim şüphesiz Bahardır ama
Bana görünmedi bu bahar anam.
Şimdi köyümüzde yine bahar mı?
Bahçeler mi güzel, yoksa dağlar mı?
Nazlı çiçekleri öper, koklar mı?
Kuşlar, kelebekler, arılar anam,
Yine cennet gibi oldu mu her yer?
Dereler, tepeler, tarlalar, köyler?
Mor menekşelere ninni mi söyler?
Yamaçlardan akan her pınar anam,
Karşıdan karşıya geldi mi dile
Davarlar, kavallar eski haliyle?
Ekinler uzayıp çıktı mı bele?
Bu yıl nasıl oldu arpalar anam,
Göl dağının ardına gün çekilirken
Yemek yapar mısın akşama erken?
Sığırlar GEDİKTEN köye gelirken,
Evden meleşir mi danalar anam?
Ben miyim özünde. yüzünde şimdi?
Bir damla yaş mıyım gözünde şimdi?
Yoksa ağıt mıyım sözünde şimdi?
Ağıtsız olamaz analar anam.
Biricik sevdiğim, gönlümün van
Gözlerinde sakla bana baharı;
Haziran sonunda gözle yolları
Fersiz gözlerinle ihtiyar anam.
Sensin gece gündüz düşündüklerim
Senin hasretindir bir tek kederim.
Bütün köylümüze selam ederim
Mektubum şimdilik bu kadar anam
YAZAR:ANONİM
DERLEYEN:AHMET ŞAFAK 1998/SAMSUN
|