KÖYÜMÜZ

      Aktaş (Gocu) köyü Arapgir’in en eski ve en büyük köylerinden biridir. Arazi genişliği olarak Arapgir’in en geniş arazisine sahip köyüdür ve arazisinin yapısı gereği Arapgir’in tarıma elverişli birkaç köyünden biridir. Köyümüz Arapgir’e yaklaşık 18 km. uzaklıktadır. Arapgir’den Malatya’ya doğru gelirken 12. km’de çömezin köprü bulunmaktadır. Köyümüzün yolu çömezin köprünün yanından sağa sapmakta ve Şoseden 6 km. sonra köye ulaşılmaktadır. Köyümüz özellikle 1975’lerden sonra çok hızlı bir şekilde göç vermiş ve bu nedenle köyde yaşayan insan sayısı özellikle kış aylarında çok azalmıştır. Fakat son yıllarda gurbetteki bazı hemşerilerimizin köye olan ilgisi artmış ve köy ile ilgili bir takım projeler gündeme gelmeye başlamıştır. Köyümüzle ilgili bu projeler, köyümüzün geçim kaynakları, gelenekleri, bitki örtüsü, hayvancılığı, nüfusu ve diğer yönleri ilgili bölümlerde siz hemşerilerimizin katkılarıyla ayrıntılı olarak anlatılacaktır. Bizler köyümüzden uzak olsak da, hayat şartları nedeniyle gurbet illere göç etmek zorunda kalsak da uzaktaki o köyü unutmayacağız ve unutturmamaya çalışacağız. Hepimizin bir parçası hala köyde kalmıştır, bu köy bizim için adeta kutsal bir beldedir, buraların unutulması, ilgisiz bırakılması bizleri derinden yaralamaktadır.

Kızılderili reisi Seatle’nin ABD başkanına yazdığı mektup

      Beyaz adamın topraklarımızı satın alma konusundaki isteğini düşüneceğiz. Fakat benim halkım soruyor. Beyaz adam neyi satın almak istiyor? Gökyüzü nasıl satılır ya da satın alınır?İnsan havanın temizliğini suyun şırıltısını nasıl satabilir?
        Bu dünyanın her parçası ulusum için kutsal sayılır. Yağmurdan sonra parıldayan bir çam yaprağı, sahildeki kumsal, karanlık ormanlardaki sis, vızıldayan bir böcek, ulusumun düşünce ve yaşantısında kutsaldır.
Biz bu toprakların bir parçasıyız ve onlarda bizden bir parça. Güzel kokan çiçek bizim kız kardeşimiz, kartalda bizim erkek kardeşimizdir. Yüksek kayalıklar, yeşil cayırlar ve vücudumuzun ılık sıcaklığı hepsi aynı aileye aittir.
       Evet Kızılderili reisinin dediği gibi köyümüzün, taşı, toprağı, ağacı, havası, suyu, dağı, bayırı bizim için kutsaldır ve hatıralarımızın en güzel bölümünü teşkil ederler. Bizler de köyümüze en az Kızılderili reisinin anlayışı kadar sahiplenmeliyiz, yıkılan evlerimizi onarmalıyız, bozulan bahçelerimizi yeniden düzenlemeliyiz, köyümüze hakkettiği canlılığı kazandırmalıyız. Bu amaçla her yıl Ağustos ayının 3. haftasında düğün pilavı için köyümüzde buluşmaya karar verdik ve tüm hemşerilerimizi bir arada görmek istiyoruz. Tatilimizi, randevularımızı ona göre yeniden gözden geçirelim ve Ağustos ayının 3. Pazar günü hep beraber düğün pilavı yiyelim.

AKTAŞ (GOCU) KÖYÜ

Gocu, Goci, Kocu, Koçi kelimelerinin Türkçe bir karşılığının olup olmadığı hususunda henüz bir kaynağa ulaşamadık. Fakat Gocu kelimesinin Türkçe olmadığı kabul edilerek, 1961 yılında Gocu ismi ile birlikte Arapgir’de yabancı ad taşıyan 22 köyün adı İçişleri Bakanlığı tarafından değiştirilmiştir.Arapgir ve çevresinin tarihi ile ilgili araştırmalar yapan, araştırmacı-yazar Sabri KELEMEROĞLU Gocu kelimesinin aslında ‘Koçu’ olduğunu ve bununda ‘koçgiri’ aşiretinden geldiğini söylemektedir.1894 tarihli Osmanlı Salnamelerinde köyümüzün isminin Koçi olarak geçmesi de yukarıdaki iddiayı destekler mahiyette görülmektedir. Fakat bu görüşler doğru değildir. Köyümüz aşiret değildir ve tüm verileri değerlendirdiğimizde köyümüz bir Türkmen köyüdür. Kırgızların ünlü yazarı Cengiz AYTMATOV’un eserleri ve özellikle Toprak Ana isimli romanı okunduğunda kültürlerimizin ne kadar benzeştiği görülecektir. Okuma-yazma bilmeyen ninelerimizin Türk kültürünün en önemli eserleri olan Dede Korkut hikayelerini nesilden nesile anlatmaları da kökenlerimizin kaynağı konusunda ip uçları vermektedir. Prof.Dr.İsmail KAYABALI’nın Beş Nehir Boyunun Türklüğü isimli çalışmasıda bölgenin Türk orjinli olduğunu ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.

Aktaş (Gocu) köyü başlıca 21 aileden müteşekkildir.

Bunlar;
Şohseyinliler ( Şeyh Hüseyin Uşağı): Usmanlar, Derinler, Sağlamlar, Şenerler, Karameşeler, Nazıroğulları.
Haytalar: Gürsoylar
Kamberler: Tümerler.
Karadeliler: Baykaralar.
Sülogiller: Topaluşağı.
Ağagiller: (Dedağgiller): Akpınarlar, Atabaylar, Selenler, Ercanlar.
Şavuklular: Şafaklar, Karalar.
Kuşçular.
Araplar: Canlar. (Rahmetli Behçet dayı kendilerinin Arabistan’dan geldiklerini söylermiş.
Köseler: Emekler.
Hessikler: Sağerler, Kamburlar.
İbocuklar (İbrahimgiller): Sayınlar.
Münzürlüler: Soysallar, Kebanlar, Dizmanlar.
Arapoğulları: Ergenler ve peşkerler
Bellikgiller: Mollar
Musagiller: Çelenaylar.
Abbaslar: Atalaylar.
Dalcalar: Kök'ler
Aylımagiller: Sungurlar,
Küçükdeliler: Aktaşlar
Serdarlar: Saymanlar.
( Bu tasnif Mehmet Derin, Yusuf Emek ve Hüseyin Tümer’in anlatımları ışığında hazırlanmıştır.)
Bu kabileler dışında başka aileler vardır ama başlıcaları bunlardır. Fakat kabileler iç içe girmiştir hepsi birbiri ile akraba olmuşlardır.
Köyümüzün kuruluşu ile ilgili ayrıntılı bir bilgiye sahip değiliz. Nesilden nesile aktarılan rivayetler dışında elimizde herhangi bir kaynak yoktur. Osmanlı Salnameleri incelenerek yaklaşık bir tarih belirlenebilir. Osmanlı’da köy tüzel kişiliğinin kazanılmasının şartları, bölgeye hakim olan güçler vb. ölçütler birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşmak mümkündür. Biz, yaşlılarımızın anlattıkları ile bölgede cereyan eden tarihi olayları karşılaştırıp, köyümüzün tarihi ile ilgili bir sonuca ulaşmaya çalışıyoruz.