COGRAFYA Köyümüz ilçe merkezine yaklaşık 18 km. uzaklıkta, Arapgir – Malatya yoluna ise 6 Km. mesafede bulunmaktadır. Köyümüzün etrafında, kuzeyde Semeği ve Gebik köyleri, batıda Bostancık ve Poşeyin köyleri, güneyde Hastek köyü, doğuda Onar köyü yer almaktadır. İKLİM Köyümüzün bulunduğu bölgenin iklimi karasal iklimin karakteristik özelliklerini taşır. Denizlerin etkisinden uzak, yüksek dağlarla çevrili olan bölgemizde yağışlar oldukça azdır. Arapgir'le ilgili kaynaklar yıllık ortalama yağış miktarının 560 mm. civarında olduğunu belirtmektedir. Bu yağışlar daha ziyade nisan ve mayıs yağmurları ile kış aylarında yağan karlardan ibarettir. Genel olarak kasım ayının ikinci yarısından itibaren bölgemizde kar görülmeye başlar ve mart ayının sonuna kadar kar etkisini sürdürür. Gerçi Keban, Karakaya ve Atatürk barajlarının etkisiyle son yıllarda iklimde azda olsa yumuşama görülmeye başlanmıştır.Karasal iklimin tipik özelliklerini taşıyan bölgemizde kışlar soğuk ve karlı geçmektedir. Çok sık yaşanan don olayları özellikle ağaçları olumsuz etkilemektedir. Nisan, mayıs ve haziran ayının ilk yarısında yağan yağmurlardan sonra kurak bir yaz dönemi başlar ve genel olarak ekim ayına kadar yağmur yağmaz.Bölgemiz sonbaharda da (güzün) fazla yağış almaz. Arapgir'in en önemli düzlüğü olan ve köyümüz sınırları içinde kalan Dişterik yazısının kışı özellikle tipi yaptığı zamanlar çok sert ve ürkütücü olmaktadır. İstiklal Harbimizin önemli Komutanlarından Kazım KARABEKİR'de anılarında Dişteriğin kışına değinmiştir. Kazım KARABEKİR Paşa ‘Birinci Cihan Harbini Nasıl İdare Ettik' isimli kitabının 42. sayfasında Arapgir'e Yürüyüş başlığı altında bölgede yaptığı denetimleri anlatır.Kitabın 46. sayfasında ‘…Saracık köyü hizasına kadar Fırat vadisinde kar yoktu. Sırtlara çıkınca başladı ve hemen 40 santimetreye ulaştı.Az sonra bir metreyi buldu. Harac Karakolunda öğle yemeğini yedik. Buradan sonraki Dişterik düzlüğü dehşetli kar içinde idi. Bereket versinki hava sakin ve güneşli ,fırtınalı bir havada berbat bir yer olacağı belli…' diyerek Dişteriğin meşhur kışına işaret etmiştir. Bölgemizde kışların soğuk ve karlı, yazların sıcak ve kurak geçmesinin yanında gece ile gündüz arasında da ciddi ısı farkı vardır. Arapgir'de 1990 yılından haziran 2004 yılına kadar tespit edilen rakamlara göre yıllık yağış ortaması 729.5 kilagramdır. Ortalama sıcaklık Ocak ayı için -1.1 derece, Şubat ayı için 0,2 derece, Temmuz ayı için 25.8 derece, Ağustos ayı için 25.5 ve Aralık ayı için 0.8 derece olarak tespit edilmiştir. Son 15 yıllık süre içerisinde en sıcak aylar Temmuz 2000 ortalama 28.9 derece ve Ağustos 2001 ortalama 27 derece olarak ölçülmüştür. En soğuk aylar ise otalama olarak Ocak 1992'de -5.3 derece ve Şubat 1992'de de -5.1 derece olarak ölçülmüştür. En sıcak günler ise 30 Temmuz 2000 tarihinde 40.4 derece ve 26 Temmuz 2001 tarihinde 40.3 derece olarak tespit edilmiştir.Son 15 yıldaki en soğuk günlerimiz 7 Şubat 1991 de -16.2, 7 Şubat 1997'de de -14.6 olarak kaydedilmiştir. Bu süre zarfında en yağışlı yıl 1051.5 kg. ile 1996 yılı en kurak yıl da 474.3 kg. ile 1990 yılı olarak belirlenmiştir. Köyümüz kışları Arapgir'den birkaç derece daha soğuktur ve Arapgir'den daha az yağış almaktadır. Bölgemizde Nisan ve Mayıs aylarında diğer aylara göre daha çok yağış düşmektedir. En kurak aylarımız ise Temmuz ve Ağustos aylarıdır. Köyümüzde kuzeyden esen büyük poyraz rüzgarlarının etkisi diğer rüzgarlara göre daha fazladır. Kuzey doğudan esen rüzgarlara ‘yağdıran', güneyden esen rüzgarlara ‘aşağı hava' denir. Göl dağı veya Munzur dağının zirvelerinde yelken (duman) görüldümü bu havanın kötü olacağına işarettir. Bahar aylarında sabahları çiğ düşmesi sık görülen bir atmosfer olayıdır.Eylül ayının başlarında MEHRİCAN soğukları olur ve halkın diliyle bu tüm bitkilerin üşük olmasına neden olur. Özellikle akarsuların yakın çevresinde sızak (hava akımı) olduğundan mehrican soğukları etkisini daha çok gösterir.Bu soğuklar nedeniyle köyümüzde ticari amaçlı sebze ekimi fazla olamamaktadır. Haziran ve temmuz aylarında güneyden esen hafif rüzgarlar (perik) ekinlerin iyi başak tutmasına vesile olurlar. Sonuç itibariyle, Doğu Anadolu bölgesinin yukarı Fırat bölümünde yer alan köyümüz karasal iklimin tipik özelliklerini yaşamaktadır. BİTKİ ÖRTÜSÜ Bölgemiz, ikliminin etkisiyle zengin bir bitki örtüsüne sahip değildir. Çok az ve zayıf meşe ormanları ile akarsu kenarlarındaki söğüt ağaçları ve az sayıdaki meyve bahçelerinden başka yeşillik yoktur. Arazinin büyük bir kısmı steplerden oluşmaktadır. Objektif bir gözle bakıldığında arazimiz küçükbaş hayvancılık ve arıcılık dışında başka hiçbirşeye elverişli değildir. Köyün güneybatısında karşılar, temire, münzürlünün bahan, köyün batısında gur,gomakhan,köyün kuzeydoğusunda kandil, köyün doğusunda şavuklunun bahan, köyün güneyinde şavuklunun bayır, Musalının bayır ve aşağı (piyamının) bayır mevkilerinde zayıf meşe korulukları vardır. Orman vasfı taşımayan özel mülkiyete tabi bu ağaçlar dışında doğal bir yeşillik yoktur. Köy dışında yaşayıp ağaçlandırma konusunda konuşanların, konuşma dışında pek bir katkıları olmamıştır. Her konuda olduğu gibi bu konuda da söylev değil örnek eylemlere ihtiyacımız vardır.Köyümüzde özellikle hayvan yemi olarak kullanılan yöresel bitkiler mevcuttur. Bunları ileride resimleriyle birlikte ayrıntılı olarak ele alacağız şimdilik sadece isimlerini vermekle yetiniyoruz. Başlıcaları; Keven, çaşır, kes, süldügen ve ateş tutuşturmak için kullanılan gıngıl'dır. 2004 yılının nisan ayında muhtarlık örnek bir uygulama başlatmış ve mezarlığın ağaçlandırılması ile yazlaklar mevkiine 4 yaşında çam ağaçları dikilmesini gerçekleştirmiştir.Bu uygulamaların önümüzdeki yıllarda da devam etmesini ve dikilen ağaçların sulama ve benzeri bakımlarının yapılmasını arzu etmekteyiz. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Köyümüz arazilerinde yetişen ve yenilebilen şifa kaynağı yabani bitkilerimizi şöyle sıralayabiliriz: 1-Otsu Bitkiler: Tırşık, deve dabanı, anuh, yarpız, çiğdem,gılgoç, bırçalık, yemlik, kenger 2-Odunsu Bitkiler: Alıç, gülüç, itburnu, hozzuk, mamık, karamık, incir, dağın, menoşuk, kuş kirazı, SULARIMIZ Bölgemizin en çok övünülecek yönlerinden biride buz gibi kaynak sularıdır. Gerçi buz gibi suları olmayan bazı kıskanç kişiler, ‘bir yerin havası ve suyu iyi diye övünüyorlarsa bilinki başka bir şeyleri yoktur' deselerde biz bu sözü onların kıskançlığına verip, sularımızla övünmeye devam edeceğiz. Göl dağı ve onun uzantısı olan Modan dağı'nın(salmanoğlu) her derde deva buz gibi kaynak sularını içerek ve bölgenin havasını teneffüs ederek büyüyen nesiller ‘olamazsın beş beldenin birinden, Divriği'den, Eğin'den (Kemaliye), ARAPGİR'DEN, Darende'den, Gürün'den' sözünü milletin hafızasına nakşetmiş ve sözün hakkını vermişlerdir. Köyümüzün en meşhur kaynak sularını şöyle sıralayabiliriz; Modan Pegleri, Kırkgöz, Ağpuvar, Kavaklık, Karapuvar, Küllü, Belligin deresi, Canşer, Memmet baba, Evler, Kösenin tutu, Kemer, Çatal puvar , Mustafa Sayın'ın çeşmesi, Harmancık ve Zobudaşı. Köyümüzün başlıca akarsuları Menteşenin dere, Fadıllının dere ve Miyan deredir.Menteşenin dere ile Fadıllının dere iki dere çatında birleşerek Söğütlü çayı adını alır ve Karakaya barajına dökülür. Bu çayın balıklarının tadına doyum olmaz, Aktaşın gençleri bunu çok iyi bilirler.Menteşenin dereye yapılan sulama tesisleri faaliyete geçemediği için bu derenin suları boşa akmaktadır.Aktaş köyünün tarihindeki tek başarısızlığı ve utancı tirilyonlarca lira para harcanarak yapılan bu tesisi 1996 yılından bu yana faaliyete geçirememesidir.Bu tesis faaliyete geçse kullanılabilir arazinin büyük bölümü sulanabilecek.Tesis tamamlanmış durumdadır.Hangi ürünün ekilmesi daha karlı olur,bu belirlenememiş ve elektrik enerjisi ile çalışacak olan tesisin elektrik ücreti nasıl karşılanacak tereddüdü aşılamamıştır. Aslında sorun köyde genç nüfus kalmadığı için, bu tesis faaliyete geçsede kim ekim yapacak sorunudur. Fadıllı deresi en verimli deremizdir,bu derenin suyu son damlasına kadar bahçelere akmaktadır. Atadan kalma toprak kanallarla derenin suyu bahçelere taşınmaktadır. Buraya beton bir kanalın yapılma zamanı gelmiştir.Miyan dere ise Dişteriğin çayırlarından akar ve temmuz ayına yetişmeden kurur. Dereyi besleyen kaynak suları yazın Dişteriğin bahçeleri suladığı için dere kurumaktadır. Akarsularımızın rejimi düzensiz ve debileri düşüktür.Sularımızın çevresinde bitki örtüsü zayıf olduğu için ciddi erezyon görülmektedir.Bu sayılan akarsular dışında, kar sularıyla beslenen ve dolayısıyla en geç haziran ayının ortalarında kuruyan kol dediğimiz küçük akarsularımızda vardır. |